Archive from Ekim, 2007
Eki 30, 2007 - Yazılar    No Comments

Mezhepler-15,Kadiyanîlik

Mirza Gulam Ahmet Kadiyânî (d. 1835 ya da 1839- ö. 1908) tarafından Hindistan Pencap-Kadiyan’da XIX. yüzyılın sonlarına doğru kurulan dini hareket. Kıyamet’e dair haberler üzerine kurulan Kadiyânilik, Mirzaiye ve Kadiyaniye adlarıyla da anılmakla birlikte hem kurucu ve bağlıları, hem de resmi belgeleri esas alan araştırmacılarca Ahmediye adıyla anılır. Kendilerinin ayrı bir din ya da mezhep üyesi gibi görülmesini istemeyen Kadiyânîler, hareketlerini ahmediye Hareketi olarak adlandırırlar. Bununla birlikte hareket İslam dünyasında daha çok Kadiyanilik olarak tanınmıştır.
Gulam Ahmet, öğrenimini Kadiyan’da tamamladıktan sonra bir süre Sialkot’ta, bölge mahkemesinde memur olarak çalıştı (1864-1968). Hristiyan papazlar, Hindular ve Müslümanlarla sıkı bir ilişki içinde geçen dört yıllık memuriyet hayatı, Gulam Ahmet’in düşüncelerinin oluşumu açısından büyük önem taşır. Mirza Gulam Ahmet, adını ilk kez Hindu ve Hristiyanların Müslümanlara saldırılarını yoğunlaştırdığı bir dönemde Kadiyan’da, yerel gazetelerde İslam’ı savunan yazılarıyla duyurdu (1877-1878). Başarısız bir ayaklanma (Sipahi Ayaklanması, 1857) nedeniyle İngilizler tarafından feci şekilde ezilen ve İngilizlerden Müslümanların öcünü alacak bir “Vadolunmuş Mesih” (el-Mesihu’l-Mev’ud) ve “Beklenen Mehdi” (el-Mehdiyu’l-Muntazar) düşüncesine kaptıran müslüman kitle, Mirza Gulam’a büyük ilgi gösterdi. Bu ilgiyi iyi değerlendiren Mirza Gulam, ilk cildini 1880 yılında yayınladığı Berâhin-i Ahmediye adlı eserinin ilk iki cildinde bir yandan İslam’ı savunurken, bir yandan da kendisinin ilham, kerâmet ve kehanetlerinden söz ediyor ve bir “müceddid” olduğunu ima ediyordu. Read more »

Eki 29, 2007 - Yazılar    No Comments

Mezhepler-14,Hurûfîlik

Batıl inançlara sahip bir fırka ve uydurulmuş bir inanç sistemi.
Hurûf, harf’in çoğuludur. Harf, Arapça’da alfabeyi teşkil eden işaretlerin her biridir. Söz manasına gelir.
Hurûfî, Arapça sıfat olup, İlm-i hurûf ile ilgili olarak harflerin sırlarına dair itikat ve düşünceye inanan kişi demektir.
Hurufilik inançlarının temeli ilm-i huruf’un hurâfe fikirleri üzerine kurulan bir fırkadır (Luğatnâme, XI. s. 476; Hurûfîyân, s. 229). Çok eskilere dayanan bir mazisi olmasına rağmen, Hurufilik denince, İran’da Esterâbâd Kadiu’l-Kudâtı’nın oğlu olàn Fazlullâh el-Hurûfi (740-796/1340 1394)’nin XlV. asrın sonlarında kurup bir sistem halinde geliştirdiği fırka anlaşılır.
Asırlar boyunca bir takım harf ve rakamlar mukaddes sayılmış ve bunlara muhtelif anlamlar verilerek, Allah’a mahsus sırların bunlar da gizlendiği düşüncesi kabul edilmiştir. Çok eski çağlardan bu yana insanoğlu zaman zaman, gökte veya yeryüzünde varlığı kabul edilen gizli kuvvetlerden istifade yollarını araştırmıştır; çözemediği esrarlı hadiselerden önceleri korkmuş, sonraları onlardan faydalanma yollarını aramıştır. Mevcudiyeti kabul edilen bu kuvvetler harf ve şekillerle tasvir edilmiştir. Read more »

Eki 29, 2007 - Yazılar    No Comments

Samimi Bir Dua…

 

Rabbim,
Bir insanı koy kalbime
Ama o seninde sevdiğin bir insan olsun
Ve beni öyle bir insana sevdir ki
O insanın kalbinde sen olasın
Ben o insanın kalbinde seninle olayım
O insanın kalbi seninle olduğum bir mabed olsun
Beni öyle bir insanla buluştur ki
Benden önce onunla buluşmuş olan sen olasın Read more »

Eki 28, 2007 - Dinimiz İslam    No Comments

KUM VE TAŞ

Bu hikayede iki arkadaşın çölde yürüdüğünü anlatır. Yolculuğun bir noktasında bir tartışma olur ve biri diğerine tokat atar.
Tokadı yiyen canı acır ama bir şey söylemeden kurma şöyle yazar:
” BU GÜN EN İYİ ARKADAŞIM BENİ TOKATLADI”
Bir vahaya gelene kadar yürümeye devam ederler ve suya girmeye karar verirler. Tokadı yiyen bataklığa saplanır ve boğulmak üzereyken arkadaşı kurtarır. Boğulmadan kurtulan, kurtulduktan hemen sonra bir taşa şöyle yazar:
“BU GÜN EN İYİ ARKADAŞIM HAYATIMI KURTARDI”
Tokadı atan ve hayat kurtaran sorar:
“Canını acıttığımda kuma yazdın, neden şimdi taşa ?
Diğeri cevaplar:
“Birisi canımızı yaktığında kuma yazmalıyız ki bağışlama rüzgarı silebilsin, ama biri bizim için iyi bir şey yaparsa taşa kazımalıyız hiçbir rüzgar silmesin.”
ACILARINIZI KUMA VE İYİLİKLERİ TAŞA YAZMAYI ÖĞRENİN Özel bir kimseyi bulmak 1 dakika alır, unutmak ise bir ömür.

Eki 28, 2007 - Müzik-Video    No Comments

KENDİNE İYİ BAK…

YouTube Preview Image
Eki 28, 2007 - Şiir    No Comments

AYRILIK NE BİLİYOR MUSUN?

Ne araya girmesi yolların, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede,
Ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte,
İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!
İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla gibi toplaması içine, ardında dünyalar ışıyan camlar dururken, duvarlara dalıp dalıp gitmesi..
Türküsünü söyleyecek kimse kalmamak ayrılık..
Saçına rüzgar sesine ışık düşürememek kimsenin,
İki adımdan biri insanın,sevincin kundakçısı..
Hüznün arması ayrılık…
O küçük ölüm! Read more »

Eki 28, 2007 - Yazılar    No Comments

NE GEREK VARDI!!

Öznesiz cümleler kurmaya alışmıştım ben oysa…
Yalnızlığıma, ıssızlığıma sahip çıkmıştım onca kalabalığın arasında..
Korkularımdan korkmamayı öğreniyordum yavaş yavaş.
Hayallere düşlere sığınıp onlarla avunuyor, küçücük mutluluklara, hayata dair geçici heveslere sarılıp gülümseyebiliyordum.
Geride bırakmıştım bütün hüzünleri, ertelenmişleri, yaşanmışları, yarım kalmışları.. Yürüyordum ardıma bakmadan kendi yolumda. Geçmişin izleri bazen takılıyordu ayaklarıma bir yerlerde, ama ben aldırmadan yürüyordum işte..
Sevdaya dair hikayelerin noktasını koymuştu hayat yıllar öncesinde. Ben de çaresizce boyun eğmiştim ona.
Bence mutluydum ben kendi kendimle.. Read more »

Eki 28, 2007 - Yazılar    No Comments

AFFEDİCİ OLABİLMEK

AFFEDİCİ OLABİLMEK
Ümit Şimşek

Öfkelendiklerinde kusurları bağışlarlar.
Şûrâ Sûresi, 42:37

KUR’AN’DA övgü ile söz edilen kulların başta gelen özelliklerinden biri de, birçok âyet-i kerimede geçtiği gibi, affediciliktir. Bu âyette ise, “öfkelendikleri zaman” kaydının da eklenmesiyle, bu özelliğe ayrı bir vurgu yapılmıştır.

Affedicilik, bir mü’minin imanından gelen nitelikleri arasındadır. Çünkü bu, esas itibarıyla, Allah’ın sıfatlarındandır. Kur’ân ve Hadis, Yüce Allah’ı bize çok affedici, çok bağışlayıcı olarak tanıtır. Allah ise, bağışlayıcılığının eserini kulunun üzerinde görmek ister. Bu da iki şekilde olur: Read more »

Sayfalar:1234567»