RSS
people

Hayatımda rol almak ister misin?

Hayatımda rol almak ister misin ?.. Bu sözü kaç kimseye sorabildik acaba? Hayat bir sahneyse eğer, bizler de oyuncularsak.

Bu soruyu sorma hakkımız var diye düşünüyorum.. Bazan baş roller veririz.. Bazan de figüranlar olur hayatımızda.. Kötü karakterler girip iyi karakterleri ezmeye çalışırlar.. Replikler yalanlarla doludur.. Gözlerde içten ya da kindar bakışlar.. Esas oğlan, esas kız başrolde.. Yan karakterler ellerinden geleni yapar ayırabilmek için.. Kırarlar, küçümserler..
devamini oku… »

Yorum yap |

Aşkın -biz- hali..

di-li geçmişler.Miş-li geçmişler. Bunların hepsini geride bıraktım.

Aşkın -biz- halini seçmek istedim.

Seçip yaşamak.
Uzun soğuk kış gecelerinde konuşmaktan yorgun düşüp uyuyakalmak. Yanmakla yanmamaya karar veremeyen şöminenin başında kedi misali kıvrılıp yatmak.

Mumun gölgesindeki gölge oyunlarına başrol olmak. Şen kahkahalar atmak..Kelepçelerinden kurtulduğum yalnızlığın kokusu buram buram koktukça kaçmak. Gözlerimi kör eden güzellik. Kulaklarımı diğer seslere sağır eden büyülü ses.

Buğu..Gözlerime yerleşmekte ısrarlı olan buğu..Binbir bahane bulup beni esir alan..
Hasretin kokusu çok tanıdık. Kapılarını sıkıca kapattığım hüzün odalarından sızmaya başlıyorlar sanki…
Her birinde yılların birikimiyle beni karşılamayı bekleyen hüzün duvarları. Kocamn olmuşlar beni bekliyorlar.
Açmıyorum kapıları..

devamini oku… »

Yorum yap |

Hey çöplük bakar mısın bana!

Ne oldu garibinize mi gitti çöplük diye hitap etmem. Ama gerçekten çöplüksünüz.

Üstelik çöpü de siz ürettiniz.

Tamam tamam kızmayın. Siz de bana çöplük deyin ödeşelim.

Sonuçta ben de dahil olmak üzere hepimiz çöplüğüz. Ben peşin, peşin kabul ediyorum.

Kanıtlayayım mı size bunu?
devamini oku… »

Yorum yap |

Aşik misinuz, deyil misinuz, nesinuz?

İyi cunler Türkiye… Tip çıs tip çıs.. Cuzel bir gune daha sizlerle… Tip çıs tip çıs… “merhaba” demekten mutluyiz… Tip çıs tip çıs (Heh heh, yaziya tipku diiceyler cibu laf aralarinda bir artan bir azalan muzikle başliyarak Edebiyat ve Pilog alemunda yepyenu bir çiğur açtim)

Bucün de toplimimuzda uzun suredir yarayan bir kana parmak basmak isteyrum sevcili pilogirlar. Ozellikle genç arkadaşlarimizun kafasinu meşgul eden bir soruyi aydinlatmaya çalişacağum, “Aşik misinuz, deyil misinuz, yoksa nesinuz?”
devamini oku… »

Yorum yap |

Sana Şiir Yazmak…

Sana şiir yazmak;
Bazen incitilmiş yürek gibidir.
Veya ayrılıktan sızan bir acı su
Her damlası firakın yangını dolu..
Seherde kuşlara hasrete düşer,
Sana şiir yazmak,yanmak gibidir.

Ümidin ufku bazen kararık,
Bazen ince ince yaşlarla dolu..
Rüyama girmene imkan yok mu?
Ümidin ufku bazen yaralı,
Sana şiir yazmak ummak gibidir.

Aradaki denizler ayırdı bizi,
Bulutlar semada bir açılır,bir kapanır,
Bu topraklar yer yer sellerle taşar,
Sudan öteye geçemeyeli..
Sana şiir yazmak,taşmak gibidir.

Geceler karanlık,geceler koyu,
Seccadem her dem yaşlarla dolu.
Gözlerim ıslanır seni düşünürken,
Yüreğim titrer seni beklerken..
Sana şiir yazmak,dolmak gibidir.

Kırık tayfalarda bekletme beni,
Gözlerim,buğulu camlardan bakar,
Rüyalar bazen de hasrete akar,
Gelmezsen,bu hasretin silinmez izi,
Sükutun çığlığı,şiir gibidir.

Yorum yap |

Hadi Peygamberimiz(s.a.v)’i Sevindirelim

Zeynep yataktan mutsuz kalkmıştı. Ağabeyler okula gitmiş, babası ise iş gezisindeydi. Bir tek annesi ve Zeynep vardı evde. Ağabeylerini özlüyordu. Babasını da çok özlüyordu. Babası bu aralar çok sık şehir dışına çıkıyordu. Yoksa babası onu sevmiyor muydu?
Canı sıkkındı. “Anneciğim, sen beni çok seviyorsun, değil mi?” İlk sorusu bu oldu. Annesi, “Seni çok seviyorum elbette, boncuk gözlüm” dedi. “Elhamdülillah, Allah da seni çok sevdiriyor.” “Peki, babam da mı çok seviyor beni?” “Elbette, bi’tanem? Niye sordun ki?” “Hiiç…” dedi, gözlerini yere dikti. Annesi anlamıştı ne demek istediğini.
“Gel bakalım şöyle,” dedi, “yanaklarından bir öpücük alayım.” Kocaman bir öpücükle öptü annesi Zeynep’i. Bir öpücükle Zeynep’in bütün dertleri uçup gitmişti sanki… devamini oku… »

Yorum yap |

ßeyaz İpek Gibi Yağdı Kar


Beyaz, ipek gibi yağdı kar
Bir kız kardan hafif adımlarıyla yürüyüp geçti hayal içinde
Arkadaşlarımı düşündüm, sevgili şeyleri
Sanki her şey bizimle var ve bizimle olacak
Şarkılar çaldı odalarda
Bütün insanları sevmek gerektiğini düşündüm
Düşmanlarımız dışında
Düşmanlarımız çünkü
Sevgiyi yok ettikleri için
Düşmanımız oldular-
Beyaz ipek gibi yağdı kar
Bir kız kardan hafif yüreğiyle
Geçip gitti güvercinleri anımsatarak.
Uzaktaki şehir
Uykuya dalmıştır şimdi.
Düşündüm bir bir
Kardeşlerimin ne yaptıklarını
Nihat
Uyumuyor olmalı.
-Nefis bir şarkı
Söylüyor yandaki odadaki kız
Bir Rus
Halk şarkısı.
Ve şimdi koroyla
Başladılar-
Nihat düşünüyordur
Karanlıkta.
……….
……….
Ataol Behramoğlu

Yorum yap |

ÜZÜNTÜNÜN İLACI,MUTLULUĞUN MAYASI : SEVGİ

Sevgi söz değil özdür.
   Sevgi kağıda yazılmaz, kalbe kazınır.
   Sevgi, ya var, ya da yoktur. Biraz var, biraz yok olmaz.
   Sevginin tam tarifi yapılamaz. Çünkü sevgi sadece akılla kavranmaz. Çünkü sevgi, kalpten kavranan ve yaşanan bir güzelliktir. Bu sebeple de, kalpsizlerin, merhametsizlerin ve maddecilerin sevgiden söz etmeye hakları yoktur.
   Hem dünyanın peşinde olacaksın, maddi kazançların ince hesapların içinde kaybolacaksın, hem de sevgiyi yaşayacaksın, olur mu?
   Böyle biri ancak sevginin sözünü edebilir, özünü ne bilir, ne de bildirebilir…
İşte bu yüzden çağımız, sevginin çok yazıldığı, çok söylendiği bir zaman dilimi haline gelmiştir .. Zira, yaşayan azaldıkça, sözünü eden çoğalmaktadır.
   Sevgi anlatılamaz, yaşanır. Sevgiyi yaşayamayanlar hep anlatıyorlar, sürekli ondan söz ediyorlar. Bu ya bir sahteciliktir, ya da yaşayamadığına hasretlenmek, hatta hasetlenmek…
Bu durumda ortaya çıkan sevginin sömürülmesi, içinin boşaltılmasıdır.
   Söylenen ve yazılan, yürekten taşan ve içte taşınamayandır. devamini oku… »

Yorum yap |

Kimsenin görmediği yer…

Ağlıyorsun kimsenin seni görmediği yerde.Başkalarının yanında ağlayamazsın ki sen.Utanır,çekinir gözyaşların içine akıtırsın yudum yudum acıyı sinene çekersin.Pusuda sıkıştırılmış,özgürlüğüne düşkün bir güvercin gibi çırpınır durursun.Kurtulmak mümkün müdür bilinmez,bilmedikçe daha bir hırçınlaşırsın.Ağlarsın kimsenin seni görmediği yerde…

Ağlıyorsun…Ağlamak,gözyaşların içindeki pınarın çağlayanları gibi ıslatır yanaklarını.En yakın bildiklerin bile gelmez silmeye.Tek “canım” dediğin,canını yoluna serdiğin siler yaşını.Yanında olmasa da canındadır o.Ağlarsın,gözyaşlarına bir inci gibi değer verir yüreğinde saklar,bilirsin.Tek tesellin odur,onun sevgisidir.O olmasa dayanamazsın hiçbir şeye.Gelemez yanına belki,görmüyordur seni,hisseder seni o.Ağlarsın kimsenin seni görmediği yerde… devamini oku… »

Yorum yap |

Bir Soru Sana…

Bir dert…

Belki aşılması mümkün gibi durmayan,sana bunu hakedip haketmediği endişesini veren,seni -bir anlık da olsa- karamsarlığa düşüren bir sıkıntı saplandı yüreğine.Oysa umutsuz olmayı sevmiyordun.Oysa ön yargıdan nefret ediyor,görünce uyarıyordun.Oysa hayallerin olmasa yaşayamazdın.Derdi vereni unuttun,derman yoluna perde çektin,şeytanı ve nefsini ayaklarına pranga diye taktın.Oysa sen böyle değildin.

Bir isyan…

Dert vurdu gecenin en siyah renginde.Nedenleri araştırdın boş yere.Yaradana değil tabii isyanın biliyorum.İsyanın kullara.Olsun yine de yapma,şikayet etme.Şikayetine melekleri şahit etme.Şikayet ettiğin mecraya dikkat et.Sen bunu göz ardı edemezsin.Onları yaradan seni de yarattı.Kainatta hiçbir şey sebepsiz değil biliyorsun sen de.Oysa sen bunları hep anlatırdın. devamini oku… »

Yorum yap |