RSS
people

Mekke’nin Fethi

Bugün Mekke’nin Fethi’nin yıldönümü.

Gönüllerde fetih rüzgarını estiren O eşsiz peygamberin Hz.Muhammed(s.a.v)’in Allah’ın ayetlerini okuyarak fethettiği,o mübarek beldenin fetih yıldönümü bugün.

Böyle güzel bir hadiseyi böyle güzel bir dilden dinlemenizi tavsiye ederim.

Selam olsun o güzel beldeye,

Selam olsun bu selama katılanlara…

Yorum yap |

YILBAŞI

Ünlü Katolik papazlarından biri : “Bu törenler, sadece Firavun ve Nemrut gibi zalimlerin kendi doğum günlerini kutlamalarından ve halka kutlatmalarından kaynaklanır” demiştir. Noel kutlama geleneği, batıya Hz. İsa’nın doğumundan 300 yıl sonra gelmiştir.
Büyük Roma İmparatorluğu, putperestliğe inanıyordu. İmparatorun tahta geçişiyle birlikte Hıristiyanlar destek buldular ve putperestlerle aynı muameleye tâbi tutuldular. Fakat bu insanlar, putperest gelenekleriyle yetişmişlerdi ve en büyük bayramları olan 25 Aralık’taki Putperestlik Bayramı’nı terk etmek istemiyorlardı. En hoşlandıkları şeylerden vazgeçmek ağır geliyordu. Sonunda ise formül bulundu: İmparator, 25 Aralık Pazar gününü ve bütün Pazar günlerini Hıristiyanların bayramı ilan etti. Pazar gününün İngilizce karşılığı “Sunday” yani Güneş günüdür. Hem Pazar günü, putperestlerin güneş tanrısının doğduğuna inandıkları gündür. Bu vesile ile Güneş Tanrısı ve (hâşâ) tanrının oğlu dedikleri Hz. İsa’nın doğum günleri birleştirilmiş ve 25 Aralık’ta kutlanır olmuştu. Zamanla putperestliğin ortadan kalkmasına rağmen 25 Aralık, Hz. İsa’nın doğduğu günmüş gibi Hıristiyan âleminde yer etti. devamini oku… »

Yorum yap |

Sözün Şal Hali

Sonsuz harflerden örülmüş bir sözü bir ömür kuşanacaksanız eğer, o sözün bir şala bürünüp size verilmesiyle başlar yeryüzü öykünüz. Taşıyacağımız bir söz olacaktır. Yerlerin ve göklerin taşıyamayacağı bir atlas serilecektir ömrümüze.
Rabbimizin sözünü şal yapıp örtünmüşsünüzdür.
Büyük bir gün de açılacak defterimizin silinmeyecek sayfalarınna O’nun bir sözüyle adımımızı atmışızdır bile. Yeryüzünü yaşamak, adımları yaşamak zorlaşacaktır çoğu zaman. Sözümüzün ağır geldiği, sözü taşıyamayacak mekanlar, insanlar çıkacaktır karşımıza. Ve yeryüzünün şahitliğinde, bir sözün sonsuz dostluğuyla, bir seyrüseferin yolculuğu başlayacaktır. Ve bu seyrü seferde, ey nefsim, sakın ola ki, bu sözün ellerini bırakmayasın.
Arzu İpek

Yorum yap |

Güzel…

     Güzel,güneşli,biraz yorgun ama yeni bir haftaya güzel başlayacak kadar güzel bir sesle güne başlamak ne güzel…

     Güzellikleri bir güzelden ötürü güzel saymak ne güzel…

     Kimsenin seni anlamadığı bir hayatta seni anlayan birisinin, tek birinin olması ne güzel…

     Ne olursa olsun, ne zaman olursa olsun bir yerlerde düşünüldüğünü bilmek ne güzel…

     Üşüdüğünde sana sıcacık bir yürek sunulması,kendini güvende bulmadığında sana güven dolu bir dayanak olması,hastayken bir ilaç,mutluyken gözlerinin gülmesine tek neden olması ne güzel… devamini oku… »

Yorum yap |

Avea Oh Be! Reklamı

Yorum yap |

Bugün Bayram

Çok eskidendi belki el öpmeler,

 kenarı dantelli mendiller içinde şekerler,

avuca zor sığan kocaman 2,5 liralık bayram harçlıkları…

Postacının getirdiği, uzaktaki dostların bayramı kutlayan  bayram kartları…

Aniden yok oldular, yittiler eskilerde bir yerlerde.

Yıllarca sadece seyahate gidenler tesadüfen karşılaştılarsa kutladılar birbirlerinin bayramlarını.

Artık bayramlar sadece birer ’firsat’ oldu,

yorgun bedenlerin dinlenmesi için…

Ve birgün sanal alemle tanıştık

 yeniden hatırladık bayramlaşmanın keyfini…

Kenarı dantelli mendiller, parlak kağıda sarılı şekerler, madeni 2,5 liralik bayram harçlıklari yoktu belki

ama bir küçük haber vardı dostlardan; uzun süredir karşılaşmadığın, hala aynı adreste olup olmadığını bilmediğin…

Sanal da olsa hatırlandığını, unutulmadığını  öğrendiğin..

…ve eski, tek yaprak bayram kartlarinda yazıldığı gibi:

 

HAS BAYRAMLAR

Yorum yap |

BIÇAĞI ÇEKEN İSMAİL’E KAVUŞUR

   “İbrahim! Seni anlayamıyorum, sana sadece hayran olabiliyorum” diye haykıran düşünürü anlayabiliyorum… Göklerin Sahibi İbrahim’den (a.s) kendisi için en kıymetli, en vazgeçilmez olanı istemişti, ki bu istek her ademoğlu ve havvakızı için de halen geçerlidir. Sağa sola atılan, ikinci derecede önemli, işe yaramaz ve ıskarta olanı değil can’ın parçası, hayatının gün ışığı olanı ister Göklerin Sahibi. İşte semadan gelen emir karşısında hiçbir tereddüt, anlık sendeleme yaşamaksızın bıçağı çeken İbrahim (a.s.) öncelikle hayran olunasıdır. Bizim gibi fanilerin haddine mi düşmüş onu anlamak. Düşünür’ün dediği gibi “Bıçağı çeken İshak’a (bizim itikadımızca İsmail’e) kavuşur”… devamini oku… »

Yorum yap |

Aslı Güngör & Ferhat Göçer-Kalp Kalbe Karşı

Yorum yap |

Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in Vasiyeti

1- Bu vasiyet çoluk-çocuğumun ve şahsi yakınlarımın dar ve hususi kadrosundan ziyade,onların da içinde olduğu geniş ve umumi zümreyi muhatap tutuyor.

Başta gerçek Türk’ün ruh köküne bağlı yeni gençlik, şu kadar yıllık mücadele hayatımda beni okumuş veya dinlemiş her fert,kısaca Allah ve Resulüne perçinli herkes…

Onlara hitap ediyorum ve dileklerimin yerine getirilmesi için gerekli çalışmayı işte bu yeni gençliğe ısmarlıyorum! Eğer üzerilerinde bir hakkım varsa,Hesap Gününde tek tek sorumludurlar. Emanetim, beni seven ve İslam davasında bir hak sahibi olduğumu kabul eden herkese… devamini oku… »

Yorum yap |

ÇANKAYA türbanlı mı?

Türbanlı.

Başbakanlık türbanlı mı?

Türbanlı.

Dışişleri Bakanlığı?

Türbanlı.

THY, Merkez Bankası, Devlet Planlama, Özelleştirme İdaresi, TRT, Kamu İhale Kurumu, Toplu Konut İdaresi türbanlı mı?

Türbanlı.

Belediyeler?

Türbanlı.

Kaşla göz arasında kanun çıkardılar…

Hakim olmamış avukatlar arasından kafalarına göre 4 bin küsur hákim alacaklar.

Nasıl olacak yargı?

Türbanlı.

*

Kocasının ya da babasının “kafasının içindeki zihniyeti” gayet güzel kabul edip, eşinin ya da kızının “kafasındaki bezden” korkanları anlamayan bir yazıdır bu.

*

Çünkü, hálá “türban arttı mı, artmadı mı” diye anket yapmak, türban takmayıp, alenen “at gözlüğü” takmaktır…

“Laik” ayaklarına yatıp, “gelene ağam, gidene paşam” deyip, şakşaklayıp, karşı devrimcilerin önünde ceket ilikleyip, sonra da “a-aaa, artmış” diye şaşırmış görünmektir!

*

Bugün, bıraktık devlet makamlarını, “eşinin başı açıksa”, malum belediyelerden su bayiliği bile alamazsın, su bayiliği…

Hangi anketten bahsediyorsun sen?

Kör müsün!

*

Ve, bir çift lafım da “üniversiteye giremediği için gözyaşı döken” gariban başörtülü kızlara…

*

Bağdat Caddesi’ne en lüks ciplerle giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı… Nişantaşı’na kolunda Miu Miu çantayla giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı… Adeta bedavaymış gibi, koli koli altın-gümüş almak için Kapalıçarşı’ya giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı… Vakko’ya giren? Arttı… Kanyon’a, İstinyepark’a giren? Arttı… Viyana’nın en ünlü alışveriş caddesi Graben’e giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı… Londra’nın en pahalı restoranı Hakkasan’a giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı… New York’ta Amerikalıların bile girmeye çekindiği, Takashimaya’ya, Saks’a giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı… Paris’te La Fayette’e, Stuttgart’ta Breuninger’e giren? Arttı… Roma’da Bvlgari’nin, Ferragamo’nun, Fendi’nin sıra sıra dizildiği Via Condotti’ye giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı…

Üniversiteye giren?

Artmadı!

5.5 yıldır kim iktidarda?

Hiç düşündün mü acaba… Senin “girişin” sağlanırsa, bu “rant girişi” sağlanabilir mi?

Yılmaz Özdil/Hürriyet

1 Comment |