RSS
people

Edip Akbayram – Yanman mı Gerek

Sözleri;

Yanman Mı Gerek?
Ey suskun, duyarsız, tepkisiz toplum
Hep bu kabuklarda sinmen mi gerek?
Zulme baÅŸeÄŸdin kimdendi korkun?
Onca serden sonra dönmen mi gerek?

İki Temmuz dündü sen tarihe bak
Mansuru astılar suçu enel hak
Ege’de Bedreddin, ya Baba İshak
Onları tarihe gömmen mi gerek?

Kerbela vakası hala içimde
Hüseyin’in kellesi kılıç ucunda
Koskoca Pir Sultan dar ağacında
Onları yanarak anman mı gerek?

Yorguni andıkça kabarır içim
Nesimi yüzüldü sorarım niçin?
Senin bu gafletten uyanman için
Otuzar otuzar yanman mı gerek?
 
 

Yorum yap |

Atatürk’e karşıt olmak


Bugün baÅŸlamış bir iÅŸ deÄŸildir Atatürk’e karşıt olmak.
Mustafa Kemal, hep daha ileriye gideceÄŸinden kuÅŸku duyulan bir komutan olmuÅŸtur.

Saltanatı kaldırıp “cumhuriyet ilan etmesi”nden kuÅŸku duyulmuÅŸtur.

Halifeliği kaldıracağından kuşku duyulmuştur.

Cumhurbaşkanı olacağından kuşku duyulmuştur.

Mustafa Kemal de bütün bu kuşkuları doğrulamıştır.

Düşündüğü her ÅŸeyi “yerinde ve zamanında bir strateji uygulayarak” gerçekleÅŸtirmiÅŸtir.

Elbette ki karşıtları olmuştur.

Saltanat yandaşları ona karşıt olmuşlardır.

Halifeliğe yandaş olanlar ona karşıt olmuşlardır.

Şeriat yandaşları ona karşıt olmuşlardır.

Osmanlılık yandaşları ona karşıt olmuşlardır.

İngilizlerin dostları ona karşıt olmuşlardır.

Amerikan mandacıları ona karşıt olmuşlardır.

Kürt bölücüleri ona karşıt olmuşlardır.

Bütün bunlardan çıkar sağlayanlar ona karşıt olmuşlardır.

Günümüzdede Durum budur…

Halifeciler, tekkeciler, tarikatçılar Atatürk’e karşıttır.

Avrupa BirliÄŸi misyonerleri Atatürk’e karşıttır.

Amerikan mandacıları Atatürk’e karşıttır.

Destekleri, para kaynakları, içeride dışarıda bağlantıları vardır.

Dışardaki destekleriyle içerdeki AKP arasında çıkar köprüsüdürler.

Elbette Atatürk’e karşıt olacaklardır.

Çıkarları buradadır, efendilerine hizmet etmekteki gayretlerindedir.

***

Bernard Lewis, Princeton Üniversitesi Yakındoğu Etütleri profesörü.

“Modern Türkiye’nin DoÄŸuÅŸu” adlı kitabının 3. baskısına (2002) yazdığı önsözünden:

“Türkiye Cumhuriyeti tarihinin tek adam idaresine dayalı safhaları içinde gelenekçi İslam görüşlerinin siyasi bir etkisi yoktu. Demokratik cumhuriyette kendilerini serbestçe ifade edebildiler ve kitlesel oyları yönlendirdiler.

1950′deki iktidar deÄŸiÅŸikliÄŸinden sonra dinsel faaliyetlere iliÅŸkin pek çok iÅŸaret göründü.

Sonra gelen hükümetlerin idaresinde dinsel eğitim sağlamlaştırıldı, okullarda, üniversitelerde ve özellikle de yeni imam hatip okulları ağı içinde yaygınlaştırıldı. Bu okullar görünüşte imam ve hatip yetiştirmek amacındaydı, dinsel destekle hem ilk hem de ortaöğretim veriyordu.

Ülke içinde İslamiyet kesinlikle Osmanlı İmparatorluÄŸu’nun yıkılışından bu yana hiç olmadığı kadar Türk kamu hayatında bir güce sahiptir. Din öğretimi artık eÄŸitim sisteminin ayrılmaz ve kabul edilmiÅŸ parçasıdır, dini okulların gittikçe artan sayıdaki mezunları önemli kamu hizmetlerine gelmektedir.”

Bernard Lewis bu saptamaları yaparken Türkiye’de olup bitenlere dışarıdan soÄŸukkanlı bir tarih araÅŸtırmacısının gözüyle bakmaktadır.

Atatürk’ün ülkeyi uygarlık yolunda ilerlemeye yönelik çabaları üç hedefte toplanmıştır:

1. Türkiye’yi ulusal bir devlet-millet yapmak.

2. Laik cumhuriyeti her türlü iç ve dış etkiye karşı korumak.

3. Siyasal-ekonomik-kültürel bağımsızlığı kurmak ve korumak.

Elbette ÅŸu çabaların peÅŸinde olanlar da Atatürk’e karşıt olacaklardır:

1. Türkiye’yi dinsel-etnik çizgilerle bölmek, parçalamak (Balkanlar ve Kafkasya gibi).

2. Laik cumhuriyeti ortadan kaldırıp din eksenli bir cumhuriyet yapmak (Amerika’nın ılımlı İslam modeli projesi).

3. Siyasal-ekonomik-kültürel bağımsızlık yerine küresel güçlere (Amerika, AB gibi) bağımlı kılarak emperyalist sömürüye sunmak.

Oyun açıktır, aktörler ortadadır, taraflar bellidir.

Ama oyunun bitmesine daha çok var.

Bir satranç oyunudur bu.

Ve satranç bir irade oyunudur…

Yorum yap |