RSS
people

Yapışkan Notlar Tarayıcınızda

İşletim sistemlerinin vazgeçilmez öğelerinden olan yapışkan notların web tarayıcınızı her açtığınızda sizi karşılamasını ister misiniz?

Düzenli çalışmayı seven biriyseniz, işletim sisteminiz ne olursa olsun, masaüstünüzde mutlaka bir yapışkan not uygulaması vardır. Stickyscreen ise bunu bir adım öteye götürerek, yapışkan notları web tarayıcınıza taşıyor. Kullanımı gayet kolay olan Stickyscreen’e notlarınızı yazıp, ana sayfa olarak atayarak, sonrasında istediğiniz değişikliği yapabilirsiniz. Böylece tarayıcınızı her açtığınızda, yapmanız gerekenleri hatırlatan bir not ile karşılanacaksınız.

¤ Yapışkan not uygulamalarını kullanıyor musunuz?

Bilgi İçin: Stickyscreen

Alıntı: Shiftdelete

Yorum yap | Etiketler: , , ,

Hicrî Yılbaşı

HİCRÎ YILBAŞI

İslâm’dan önce Arabistan’da yaşayan Arapların belli bir takvim ve tarih sistemleri yoktu. Tarih tesbiti bazı büyük ve önemli olaylar esas alınarak yapılıyordu. Meselâ eski Araplar önemli savaşların yapıldığı zamanları tarih başı kabul ederlerdi. Bunlar arasında Husus Harbi, Ficar Savaşı ve Zikar Günü gibileri pek meşhurdu. Son olarak da “Fil senesi” ismini verdikleri yılda Yemen Kralı Ebrehe’nin ordusuyla birlikte Mekke üzerine yürüyüp Kabe’yi yıkmak istediği hadise, takvim başı olarak kabul görüyordu. Bu olay Peygamber Efendimizin dünyaya teşriflerinden 54 gün önce meydana gelmişti.

Ay hesabına göre, Arapların kullandığı on iki ay sırayla şunlardı: Muharrem, Safer, Rabiülevvel, Rabiülâhir, Cemaziyelevvel, Cemaziyelâhir, Receb, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade, Zilhicce.

Araplar bu on iki ayı sırayla takip etmekle birlikte senelerin sayısında ihtilaf ediyorlardı. Çünkü belirli bir takvim başlangıcı esas alınmıyordu. Genellikle o zaman göçebe bir hayat yaşamakta olan Arap kabilelerinin belki de buna pek ihtiyacı yoktu.

Fakat ne zaman ki İslâmiyet geldi, kısa zamanda birçok beldeleri hâkimiyeti altına aldı. Bütün kurumlarıyla bir İslâm devleti kuruldu. O zaman bir takvim ihtiyacı da vazgeçilmez bir hal aldı. Çünkü idari işleri düzenlemede birçok aksaklıklar sırf bu yüzden meydana geliyordu.

Rivayete göre, devamini oku… »

Yorum yap | Etiketler: , , ,

Güneşi Gördüm – Fragman

Yorum yap | Etiketler: , ,

Sitelerhakkinda.com – Web Sitesi Ansiklopedisi

sitelerBir Türk projesi olduğunu öğrendiğimde gurur duyduğum, kullanımıyla, tasarımıyla ve amacıyla az zamanda çok yol katedeceğini düşündüğüm bir web katalogundan bahsedeceğim sizlere.

Dün tanıştığım bu servis, internet sitelerini wikipedia misali, web kullanıcıları tarafından oluşturulmuş sayfalarıyla tanıtıyor.Yani, daha siteye gitmeden site hakkında bilgilere(site sorumlusu,iletişim vs..), istatistiki değerlere bu servis aracılığı ile ulaşabiliyorsunuz.

Kullanımı tahmin ettiğimden çok basit.Sade tasarımıyla kullanıcıyı yormadığı gibi, bu özelliği kullanımı konusunda da avantaj sağlamış.

Bilgi edinmek istediğiniz adresi anasayfasında bulunan arama çubuğuna yazıp ara butonuna bastığınızda site daha önceden kayıt edilmişse sayfası açılıyor, daha önce kayıt edilmemişse o site için otomatik bir tanıtım sayfası oluşturuluyor.Oluşturulan sayfada sitenin Google Pagerank değeri, Alexa sırası, açılış süresi ve hatta sunucu türü ve IP adresi bile bulunuyor :)

devamini oku… »

2 Comments | Etiketler: , , ,

Güzellik Beyazdı..

BAZILARI TAŞLARI, bazıları ışıkları sevdi. Bekayı kimi taşta, kimi ışıkta buldu. Taş sahipleri taşları koyunlarında sakladılar, taş oldular, yakıtı taşlar ve insanlar olan yere doğru uzun bir yolculuğa çıktılar. Işık dostları ise ışığa hiçbir zaman sahip olmadılar ama ışık hep onların yanında oldu. Sabah onları uyandıran da oydu, gece üstlerini örten de o. Işık dostları meleklere benzediler. Zira onlar hep meleklerle söyleştiler. İnsan kiminle söyleşirse ona benzemez mi? Melekler ışıktı, ışık beyazdı. İnsan meleklerle söyleştikçe cennet toprağı gibi beyazladı.

Allah göğü ışıklarla süsledi. Birileri için de taş oldu yıldızlar, ateşli bir alev takıldı peşlerine, kovaladı durdu onları, yazık ki kavruldular. Kimine nur, kimine nar düştü nasip. Herkesin gönlündekinden başka değildi nasibi. Semayı taşlayanlar bilemediler ki semaya atılan taşlar elbet bir gün kafalarına düşer. Birileri için ateş yaktılar, bilemediler ki ateş de Makam-ı İbrahim’de hürmetle eğilir. Onlar ateşleri yalnız kendileri için tutuşturdular. Gönlü aşk ateşi ile yananları arzın ateşleri tutuşturabilir mi ki? Makam-ı İbrahim’de namaz kılanlar ateşe hoş amedi ettiler, ateş onlara selam verdi, “rıza” insana ateşi gül bahçesi eyledi.

Yıllarını yıldızları saymakla harcamış, keşfettiği yıldızlara adını vermiş, büyüklüklerini, ısılarını, birbirleri arasındaki mesafeleri ölçmüş nice adem oğlu şeytan oldu. Çünkü onlar da şeyleri muhakeme ederken şeytan metodu kullandılar. “Bu ateş, bu toprak” dediler. “Bu büyük, bu küçük” dediler. “Bu az, bu çok.” “Bu değerli, bu değersiz.” Saydılar küçük prensin zengin adamı gibi, meşgul edilmek istemediler. Milyon artı birde de olsalar, ateşten taşları ne yapacaklarını bilemediler. Bir çocuğun misketleri gibi biriktirdiler taşlarını. Taşlar yanıktı, kömür karası siyahtı. devamini oku… »

Yorum yap | Etiketler: ,

Mehmet Âkif Ersoy'u Vefâtının 72.Yıldönümünde Saygıyla Anıyoruz

MEHMET ÂKİF’İN SON RÖPORTAJI
 Türk edebiyatına son devrin çok güzel şiirlerini hediye eden büyük şair Mehmet Akif vatandan on bir senelik bir ayrılıktan sonra tekrar aramıza kavuştu. Fakat İstiklâl Marşı’nın millî his, millî heyecan ve millî şiir mey-dana getiren bu büyük şairi Akif yurda hasta döndü. Şimdi hastanede tedavi altındadır.

 Yedigün muharriri Akif’le konuştu. Onun yurttan ayrı yaşadığı günlerdeki hatıralarını, intihalarını topladı. Günün birinde sessiz sedasız yola revan olarak, vatan ufuklarını aşan şair Mehmet Akif, tam on bir yıl süren bu uzun seferin sonunda, işte bembeyaz bir hastane odasının, bembeyaz bir yatağında solgun, mecalsiz ve bitap yatıyor.

Başucundaki sandalyeye oturdum. Ak kılların çerçevelediği bu sapsarı yüze, bu gevşemiş, sarkmış çizgilere, bu yorgun ve dalgın gözlere bakıyorum, zaman denen şeyin kudretini, hayat denen efsanenin sırrını bilmek istiyorum, sonra, yavaşça soruyorum.

 -Özledin mi bizi üstad?

 Dudaklarını hiç kıpırdatmasaydı, hiç ses çıkarmasaydı bile, bu zehir gibi gülümsemesiyle her şeyi söylemiş olurdu.

 - Özlemek mi oğlum.. Özlemek mi?…

 Bu acının büyüklüğünü bir daha kendi içinde görmek ister gibi gözlerini yumdu, sonra, kesik kesik konuştu:

devamini oku… »

1 Comment | Etiketler: , ,

HASTALIĞA SABRETMENİN MÜKÂFATI

Rasulullah (s.a.v) Efendimiz buyuruyor ki:

  • Mü’min kişiye bir ağrı,bir yorgunluk,bir hastalık isabet ederse Allah(c.c) o hastalık sebebiyle mü’minin günahlarından bir kısmını affeder.
  • Allah(c.c) bir kuluna hayır murad etti mi,o kulunu bir takım hastalıklarla imtihan eder.
  • Kıyamet günü afiyet ehli kimseler,belâ ehline sevapları verilince,dünyada iken derilerinin makasla kazınmış olmasını temenni edecekler.
  • Mü’min erkek ve kadın kendisinde,çocuğunda,malında belâ eksik olmaz.Tâ ki; hatasız olarak Allah’a kavuşsun.
  • Allah-u Teâlâ Hazretleri ferman etti:

       “İzzetim ve celâlim hakkı için,mağfiret etmek istediğim hiç kimseyi,bedeninde bir hastalık,rızkında bir darlık vererek boynundaki günahlardan temizlenmeden dünyadan çıkarmayacağım.”

  • Kul hastalandığı zaman,Allah(c.c) ona iki melek gönderir ve onlara: “Gidin bakın kulum yanındakilere ne diyor bir dinleyin!” der.Eğer o kul melekler geldiği zaman Allah’a hamd ediyor ve senalarda bulunuyor ise melekler,herşeyi en iyi bilen Allah’a(c.c) bildirirler.Bunun üzerine Allah(c.c) şöyle buyurur: ” Kulumun ruhunu kabzedersem onu cennete koymam kulumun benim üzerimdeki hakkı olmuştur.Şayet şifa verirsem,onun etini daha hayırlı bir etle,kanını daha hayırlı bir kanla değiştirmem,günahlarını da affetmem üzerime hak olmuştur.

      Rabbim bütün hastalıklarımıza hayırlı,acil şifalar versinCümlemizi de sıhhatin kıymetini bilenlerden eylesin.  Amin

Rasulullah (s.a.v) Efendimiz buyuruyor ki:

  • Hasta ziyaretinde bulunan kimse,ziyaretten dönünceye kadar cennet meyveleri arasındadır.
  • Kim abdest alır,sevap ümidiyle sadece Allah rızası için müslüman kardeşini hasta iken ziyaret ederse,ateşten yetmiş yıllık yürüme mesafesi uzaklaşır.
  • devamini oku… »

Yorum yap | Etiketler: , ,

Mesnevî'den..

Yorum yap | Etiketler: , ,

Bir Hadis-i Şerif


Allah’ım! Öfkenden rızana; cezandan affına sığınırım. Senden yine sana sığınırım. Sana övgüyü saymakla bitiremem. Sen kendini nasıl övdüysen öylesin.
Müslim, “Salât”, 222

Yorum yap | Etiketler: , , , , , ,

Recep İvedik 2 – Fragman

1 Comment | Etiketler: , ,