Eki 2, 2009 - Yazılar    4 Yorum

Çabuk Sıkılmak

sıkılganBir işe yelteniriz.Faaliyet zevk verir.Bazen de sıkıntı.İlerlemenin,gelişmenin bedeli vardır:külfet ve zahmet.Defalarca denemek zorunda olabiliriz yapacağımız işi.Her denemenin bedeli de içimize dolup taşan sıkıntı hissidir.Sıkıntı hissini düşman belleyenler bunu engel olarak görüp yılgınlığa düşerler.Sorun çabuk sıkılmak değil,sıkıntı hissini yaşamamalıyım diye yapılan işten vazgeçmektir.

Bazen uzun vadeli bir işe koyulup kolları sıvamaya kalktığımızda bazı zevklerimizden fedakârlık etmek zorundayızdır.Üniversite sınavına girecek öğrencilerin daha az film seyretmesi,arkadaşlarıyla daha az buluşup sohbet etmesi gibi.İşe koyulduğumuzda içimiz içimizi yer.İşin başından kalkıp televizyonu açar bir filme takılır,internet başında saatlerce vakit öldürürüz.Çünkü televizyon ve internet bizden enerji talep etmez.Oysa,bir işin sonunu getirmek sabır gerektirir.En çok da sıkıntı yaşamaya sabır.Tamam,eğlenceli aktivitelere de ihtiyacımız vardır.Ama yaptığımız işlerin bize anında zevk ve haz sunma zorunluluğu yoktur.

Çalışırken “anında” ücret talep edenler yarı yolda kalmazlar,sıkça yarı yoldan dönerler.Oysa bu daha zahmetli değil midir?

Mustafa ULUSOY /Psikiyatrist

Be Sociable, Share!