Browsing "Şiir"
Eyl 6, 2010 - Şiir    1 Yorum

Biraz da Kitaplar Seni Okusun..

kitap

Canlı bir kitapsın, yazarı Mevla
Açık dur, kitaplar seni okusun
Yüzünde şavklansın nazarı Mevla
Eğilsin mehtaplar seni okusun

Kasırga ol, döne döne zikir et
Her nefese on bin misli şükür et
Şüphe burgacında Hakk’ı fikir et
Uyansın girdaplar seni okusun

Erisin geceler gündüze gel ki
Kalmasın tek engel bir düze gel ki
Secdede Rabbin’le yüzyüze gel ki
Minberler, mihraplar seni okusun Devamını Oku »

Oca 4, 2010 - Şiir    Yorumlar Kapalı

Mırıldandıklarım

mırıldandıklarım

MIRILDANDIKLARIM
Kırdın mı incittin mi birilerini
Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler.
Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda?
Yeniden düşünmeliyim
Dostluklarımı, ilişkilerimi
Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
Borçlarımı ödedim mi?
Doğru seçtim mi soruların fiillerini?
Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,
giysilerim ütülü, odam düzenli mi?
Geri verdim mi aldıklarımı:
Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları,
Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi?
Yokladım mı duygularımı
Hala sevebiliyor muyum insanları?
Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma
ovmalı umutları
Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan
Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım
Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar
Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar
Gece telefonları, ıssız konuşmalar
Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler
Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey
O kadar çok anlattım ki
Kendime kaldım anlatmaktan…
Bunaldım kendisiyle boğuşmasını
Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan
Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan,
Ofset duyarlılıklardan
Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum
‘içtenliğin’ yada ‘dünya görüşünün’ kirletmediği
Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum
Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları
vitrin camlarına yansıyan yüzlerde
Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar
Hala bir umut var mıdır
Çikmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde
Ne çıkmaz sokaktayım nede mutsuz
Sadece rüzgarlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar
Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken
Kış güneşinin mutlu ettigi bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız
Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim
senin ve benim , yani bizim için…
Murathan MUNGAN

MIRILDANDIKLARIM

Kırdım mı incittim mi birilerini

Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler.

Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda?

Yeniden düşünmeliyim

Dostluklarımı, ilişkilerimi

Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı

Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?

Borçlarımı ödedim mi?

Doğru seçtim mi soruların fiillerini?

Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,

giysilerim ütülü, odam düzenli mi?

Geri verdim mi aldıklarımı:

Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları,

Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi?

Yokladım mı duygularımı

Hala sevebiliyor muyum insanları?

Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma

ovmalı umutları

Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan

Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım

Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar

Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar

Gece telefonları, ıssız konuşmalar

Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler

Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey

O kadar çok anlattım ki

Kendime kaldım anlatmaktan…

Bunaldım kendisiyle boğuşmasını

Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan

Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan,

Ofset duyarlılıklardan

Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum

‘içtenliğin’ yada ‘dünya görüşünün’ kirletmediği

Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum

Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları

vitrin camlarına yansıyan yüzlerde

Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar

Hala bir umut var mıdır

Çikmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde

Ne çıkmaz sokaktayım nede mutsuz

Sadece rüzgarlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar

Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken

Kış güneşinin mutlu ettigi bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız

Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim

senin ve benim , yani bizim için…

Murathan MUNGAN

Ara 28, 2009 - Güncel, Şiir    Yorumlar Kapalı

Mehmet Âkif Ersoy’un yayınlanmamış şiiri

mehmet_akif_ersoy

Hasbihal

Bugün yaşım otuz üç; ben demek otuz üç yıl

Kapılmışım bu serab-ı hayata; hem de nasıl:

Bütün kavafil-i âmâl önümde can berleb,

Durur iken yine ben sîne çâk çâk taleb,

Uzakta şöyle heyülâda görsem ümmidim

Teşahhus etti sanır da hemen seğirtirdim!

Hayale peyrev olup döndüğüm bu feyzada

Değildi bir demim olsun belâdan âzâde

Adım başında felâket; adım başında muhat

Ne bir kenâr-ı selâmet; ne bir tarîk-ı necat

Sağımda ağzını açmış amîk bir uçurum;

Solumda inmede dehşetli bir kasırga hücum!

Gidilse leyle-i âtî kadar karanlık çöl!

Dönülse devre-i mâzî gibi kapanmış yol!

Fakat tereddüde, ârâma var mıdır imkân?

Sürüklenir gider elbette dalgaya kapılan.

Uğraştım onca muhacimle bir zaman heyhat

Sonunda tâb ü tüvânım kesildi bitti sebat

Karardı gözlerim artık ne oldu bilmiyorum

Açıldı pîş-i hayalimde başka bir uçurum

Yuvarlanıp düşecektim o cah-ı muzlime ben

Önümde nur-ı ilâhî gibi göründün sen

Yarıp o zulmeti sâyende işte kurtuldum

Dalâle doğru giderken reşâde doğruldum

Göründü dîde-i hakbîne şimdi âlem-i ruh

Uyandı leyle-i ruhumda bir sabah-ı fütuh

Hayat namına ben gerçi sersericesine

Dolaşmışım bu fezâ-yı hayâli bunca sene

Fakat bugün o geçmiş demlerin nihâyetidir

Hayat varsa benimçün bugün bidâyetidir

Felekte ben de acep gün görür müyüm derken

Sabah-ı sermede kalb eyledin leyâlimi sen

Sen ey nigâhımı bîdâr eden ilâhî nur

Kemâl-i feyzin ile olduğun zaman manzur

Degişti sanki muhitim, açıldı başka cihan

Çekildi ufkumu tazyik eden sehab-ı giran

Baharlar uçuyor şimdi asümânımda

Teraneler ötüyor tâ samîm-i cânımda

Muhabbetin ne kadar mucizata mazharmış

Bugün ben anlıyorum başka bir cihan varmış

Gülzâr-ı hayalime suret veren musavver ruh

Kitab-ı sineme bir bak ne dilfirib vuzuh

İçinde gösteriyor âlem sabahatini

O safhadan oku gel sen de kendi hikmetini

Bu kâinatta görmekteyim bütün seni âh

Biraz da gel edeyim sende kâinâta nigâh

Ümidi, ye’si,maişet bela-yı hâilini

Bu kârzâr cihânın bütün gavailini

Hülasa her ne kadar kayd varsa cümlesini

Hayalden silerek yazdım işte sade seni

Bugün düşünm(üy)orum hiç kendi âtimi

Düşünmek istemiş olsam da nerde kabil mi?

Senin fezaları lebriz eden hayalinle

Sığar mı başka endişe tenknâ-yı dile?

Seninle başladı mâdâm bende feyz-i hayat

Hüda bilir edemem bir de masivâ isbat

Mehmed Âkif

/ 23 Mayıs 321 / 5 Haziran 1905

Akif’le Hasbihal

Mehmet Akif, seyrek de olsa yıllarca sürdürüyor Ispartalı Hakkı’yla yazışmayı. Mektuplarını kısa tutan İstiklal Marşı Şairi, beraberine eklediği şiirlerle dostlarının gönlünü alıyor. Safahat’a almadığı bu şiir Ispartalı’ya gönderilmiş.

(AKSİYON)

Hasbihal
Bugün yaşım otuz üç; ben demek otuz üç yıl
Kapılmışım bu serab-ı hayata; hem de nasıl:
Bütün kavafil-i âmâl önümde can berleb,
Durur iken yine ben sîne çâk çâk taleb,
Uzakta şöyle heyülâda görsem ümmidim
Teşahhus etti sanır da hemen seğirtirdim!
Hayale peyrev olup döndüğüm bu feyzada
Değildi bir demim olsun belâdan âzâde
Adım başında felâket; adım başında muhat
Ne bir kenâr-ı selâmet; ne bir tarîk-ı necat
Sağımda ağzını açmış amîk bir uçurum;
Solumda inmede dehşetli bir kasırga hücum!
Gidilse leyle-i âtî kadar karanlık çöl!
Dönülse devre-i mâzî gibi kapanmış yol!
Fakat tereddüde, ârâma var mıdır imkân?
Sürüklenir gider elbette dalgaya kapılan.
Uğraştım onca muhacimle bir zaman heyhat
Sonunda tâb ü tüvânım kesildi bitti sebat
Karardı gözlerim artık ne oldu bilmiyorum
Açıldı pîş-i hayalimde başka bir uçurum
Yuvarlanıp düşecektim o cah-ı muzlime ben
Önümde nur-ı ilâhî gibi göründün sen
Yarıp o zulmeti sâyende işte kurtuldum
Dalâle doğru giderken reşâde doğruldum
Göründü dîde-i hakbîne şimdi âlem-i ruh
Uyandı leyle-i ruhumda bir sabah-ı fütuh
Hayat namına ben gerçi sersericesine
Dolaşmışım bu fezâ-yı hayâli bunca sene
Fakat bugün o geçmiş demlerin nihâyetidir
Hayat varsa benimçün bugün bidâyetidir
Felekte ben de acep gün görür müyüm derken
Sabah-ı sermede kalb eyledin leyâlimi sen
Sen ey nigâhımı bîdâr eden ilâhî nur
Kemâl-i feyzin ile olduğun zaman manzur
Degişti sanki muhitim, açıldı başka cihan
Çekildi ufkumu tazyik eden sehab-ı giran
Baharlar uçuyor şimdi asümânımda
Teraneler ötüyor tâ samîm-i cânımda
Muhabbetin ne kadar mucizata mazharmış
Bugün ben anlıyorum başka bir cihan varmış
Gülzâr-ı hayalime suret veren musavver ruh
Kitab-ı sineme bir bak ne dilfirib vuzuh
İçinde gösteriyor âlem sabahatini
O safhadan oku gel sen de kendi hikmetini
Bu kâinatta görmekteyim bütün seni âh
Biraz da gel edeyim sende kâinâta nigâh
Ümidi, ye’si,maişet bela-yı hâilini
Bu kârzâr cihânın bütün gavailini
Hülasa her ne kadar kayd varsa cümlesini
Hayalden silerek yazdım işte sade seni
Bugün düşünm(üy)orum hiç kendi âtimi
Düşünmek istemiş olsam da nerde kabil mi?
Senin fezaları lebriz eden hayalinle
Sığar mı başka endişe tenknâ-yı dile?
Seninle başladı mâdâm bende feyz-i hayat
Hüda bilir edemem bir de masivâ isbat
Mehmed Âkif
/ 23 Mayıs 321 / 5 Haziran 1905
(AKSİYON)
Eki 20, 2009 - Şiir    9 Yorumlar

Varım Yoğum..

ppty

Hasretler saklı satırlarımın arasında..
Anlatmaya söz yetiremiyorum.
Gözyaşlarım saklı avuçlarımın deryasında
Yağmurlardan saklıyorum.
Hayallerim var,aklımın en ucra köşelerinde
Gün doğuşu gibi,bekliyorum..
Rüyalarım var sayıkladığım gecelerce,
Sabahlamışlığım var buğulu gözlerle.
Sevinçlerim var,üzüntülerim..
İçime akıttıklarım var belli belirsiz.
Kendimden sakladıklarım.
Uzakları çağırasım var yakınıma.
Gidilmemiş yakınlıklarım var.
Varılmamış arzularım
Yaşanmamışlıklarım var yüreğimin kuytularında..
Gecelerin sessiz,soğuk saatlerinde
Kaleme aldıklarım var sessiz harflerle..
Kendime hissettirmediğim alınganlıklarım var.
Kendime küsmüşlüğüm var,kendimden başka herkesi affettiğim.
Bir kendimi affetmedim yüzleştiğim hatalarımda.
Affedilmeyi dilemişliklerim var.
Unutmadığım yanlışlarım var doğrularımı götüren.

Lutfedilmişliğim var Yaradan’dan..
Sevmeyi sevilmeyi öğrenmişliğim var.
Mutluluğu bulduğum sevdiğim var.
Herşeyi O’nunla yaşamak istemişliğim var.
Gönülden gönüle bir köprüdür sevgi..
O köprüden elele geçmişliğim var.
Sevdanın adına gül kokusu demişliğim var unutulmayan.
Gün saymışlığım var kavuşulmayı bekleyen.
Sevgiliye yazılmış bir gönül dolusu sevdam var..

Gülgüzeli

Ağu 27, 2009 - Şiir    1 Yorum

Babam

Çok özledim seni..
Ne kadar da çabuk hissettirdin yokluğunu.
Alışkın değil ruhum sensiz bu kadar kalmaya.
Resimlerin kaldı benimle.
En sevdiğin saatin,
Hani benim hediye ettiğim.
Hep uzandığın koltuğa uzanamıyorum.
Yine tam karşına oturuyorum
Sen yoksun orda ama
Olsun..
Olmasan da seni seyrediyorum.
Çok özlüyorum seni.
Bir Ramazan akşamı.
İftar vakti.
İlk kez annemle başbaşa kaldım bu Ramazan.
Kaç gündür yakınlarımız bizimle.
Bu akşam kimse yoktu baba.
Annem ve ben yalnız kaldık bu akşam.
Sensiz kaldık.
Tam iftar vaktine yetişirdin.
Sofraya yeni oturmuşken yakalardın bizi.
Soframızın tadı yoktu bu akşam.
Hiç olmadı gerçi gittiğinden beri.
Kalabalıktan anlayamadım ki baba.
Çok erken gittin..
Rabbim öyle istedi,biliyorum.
Ama benim sana ihtiyacım vardı.
Ne çok planlarımız vardı.
Baba-kız daha çok yapacaklarımız vardı.
Bugün televizyonda gördüm.
Avrupa kupası maçları başlıyormuş.
Hiç kaçırmazdın ya..
Ben de eşlik ederdim sana.
Beraber yapardık maç yorumunu.
Reklamlarına bile bakamıyorum.
İzleyemem ki..
Sensiz seninle yaptıklarımın hiçbir anlamı yok ki baba.
Küçükken baba diyemezmişim sana.
“Babamm” diye seslenirmişim.
Gittiğinde de babam diye ağladım.
Ne zormuş babam dediğimde kimsenin olmaması bana söyle kızım diyen.
Annem kızdığında gelip seninle konuşurdum.
Anlardın sen beni.
Gülümserdin.
Annemle aramızı bulurdun.
Saatlerce kahvaltı masasında sohbet ederdik.
Çok özledim sesini.
Hastaydın,aylarca sesini duyamadım.
Çok oldu sesini duymayalı.
Rüyalarıma gel hiç olmazsa.
Duyur sesini.
Kızım de.
İftar dualarında geçen yetimler anılınca ağlar mıydım ben.
Gel rüyama.
Kızım ağlama de.
Sen dersen ağlamam babam.
Dokunuyor bana sensizlik.
Mutlu olamıyorum.
Alışamıyorum sensiz yemek yemeye.
Sensiz televizyon izlemeye.
Yapamıyorum.
Alışamıyorum sensizliğe.
Özlüyorum seni babam..

Ağu 14, 2009 - Şiir    1 Yorum

Gül Dalı

2980900839_78ff20e54c

Hu Sultanım himmet diye
Can Sultanım himmet diye

Gül dalında bülbül şakır
Döne döne hakkı okur
Mevladan diledim sabır
Hu Sultanım himmet diye
Can Sultanım himmet diye

Ecel gelip çatmaktadır
Son güneşler batmaktadır
Yolcu yola gitmektedir
Hu Sultanım himmet diye
Can Sultanım himmet diye

Bu dünyada yoktur vefa
Gelen görmez asla sefa
Çağırayım yüzbin defa
Hu Sultanım himmet diye
Can Sultanım himmet diye

Akar gözyaşım göl olur
Yanar yüreğim kül olur
Şakıyan dil bülbül olur
Hu Sultanım himmet diye
Can Sultanım himmet diye

Albüm: Celaleddin – DUA

Tem 31, 2009 - Şiir    3 Yorumlar

Lal dudaklı bir sevgili zaman seni alnından öpüyor

cicekişte sabah…
Lal dudaklı bir sevgili zaman seni alnından öpüyor
Her şafak gözlerini açtığında yerde buluyorsun kendini
işte bi kez daha varsın
Bikez daha var edilmişsin işte
Elinden tutuyor zaman
Taze bir güne yolculuyor seni sevgili
Kendini unuttuğun yerde yeniden hatırlanıyorsun
Kendini unutturduğun demde yeniden insan oluyorsun
Uyanıyorsun ete kemiğe bürünüyorsun
insan oluyorsun… Devamını Oku »

May 30, 2009 - Güncel, Şiir    2 Yorumlar

İSTANBUL'UN FETHİ

fetih

Güzel İstanbulumuz’un fetih yıldönümünde Arif Nihat ASYA’nın Fetih şiiriyle kutlamak istiyoruz..

Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek

Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın?
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!.. Devamını Oku »

Mar 25, 2009 - Şiir    3 Yorumlar

Bir SEN Varsın…

biri-sen-biri-ben

Öyle bir dünya düşün
Bir sen varsın bir de ben
Gerçek olmuş her düşün
Bir sen varsın bir de ben

Ne sen başka  bir  kolda
Ne ben başka  bir  yolda
İkimiz bir yuvada
Bir sen varsın bir de ben Devamını Oku »

Oca 9, 2009 - Şiir    9 Yorumlar

GEL..

yollarin

GEL

“Gelmezsen yeminli gülmez talihim
Senin ellerinde ölüm tarihim”

Geçmiş zamanları sildim takvimden
Sana ayarladım bütün saatleri
Sana hazırladım bütün yarınları
Gel!

Bütün papatyalı sokakları sereceğim ayaklarına
Bütün gecelere bembeyaz elbiseler giydireceğim
Bir yastık gibi hazır kollarım ipek uykularına
Gel!

Gözlerim tetikte dönüşünü bekliyor
Ellerim sana yaşanmamış mutluluklar örüyor
Bir kuş gibi bırakacağım kalbimi avuçlarına
Gel!

Dudaklarında dudaklarımın tuzu
Bakışlarında yüreğimin buzu
Ayak sesinde mutluluğun dizi çözülsün artık
Gel!

Çoktan  tutuşmaya hazır seninle
Bu can bu beden bu yürek yangını kül
Kapıda zil masamda mum vazomda gül
Seni bekliyor
Gel!

İçimde bir telaş bir heyecan bir düğün
Sevinçten ölmezsem eğer döndüğün gün
Seninle yepyeni bir tarih yazacağım
Gel!

Ahmet Selçuk İLKAN

Sayfalar:12345»