Browsing "Yazılar"
Oca 30, 2012 - Dinimiz İslam, Genel, Yazılar    No Comments

Tay duası

Küçük bir kızın hayatta en çok istediği şey, doğum gününde, küçük bir taya sahip olmaktı. Bunun için, doğum gününden aylar önce, Allah’ın kendisine bir tay vermesi için dua etmeye başlamıştı.

Küçük kızın kendisinden iki yaş büyük ağabeyi ise, biraz haşarı bir çocuktu. Üstelik her konuda kardeşiyle alay etmeye bayılırdı. Özellikle de kardeşinin doğum günü için Allah’ tan tay istemesini ağzına dolamış durumdaydı. Read more »

Oca 22, 2010 - Yazılar    No Comments

Pi Kıssası

pikıssasi

Bütünü cebinize koyamazsınız; cebiniz de bütünün bir parçasıdır. -M. Hilmi Şenalp

Belki çok oldu pi sayısını unutalı belki de henüz tanıştınız. Korkmayın, zor bir matematik dersi beklemiyor sizi. Bir dairenin alanını hesaplamak istiyorsunuz diyelim, dairenin genişliği hakkında ilk gözünüze çarpan veriden yola çıkarsınız. Çapı büyük bir daire, çapı küçük bir daireden daha geniştir. Şu halde, etrafını pergelinizin bir ayağını dilediğinizce açarak sabit ayağı etrafında dolandırmakla çizdiğiniz dairenin alanını hesap etmek için mutlaka çap uzunluğuyla orantılı bir formülünüzün olması gerekir. Çünkü çizdiğiniz dairenin büyüklüğünü pergel ayağını ne kadar açtığınızla, yani daireye ne kadar çap tayin ettiğinizle belirliyorsunuz. İş bu kadar basit ve matematikçiler de öyle yapmışlar, bir dairenin alanını ?r² diye formüle etmişler. Bu formülde “r” yarıçapın uzunluğunu temsil ediyor, yarıçap uzunluğu kendisiyle çarpıldığında ise yarıçapın karesi, yani r² hesaplanıyor. r² dört kenarı düz ve dört köşeli bir karenin alanını ortaya koyuyor. Oysa burada hesaplamak istediğimiz, köşesi olmayan ve kenarının hiçbir noktası düz olmayan bir dairenin alanıdır. Burada sorun, dört köşeli bir karenin alanını köşesiz ve eğri kenarlı bir dairenin alanına uyarlamaktır. Bir diğer deyişle, yarıçaptan yola çıkılarak hesap edilen her daire alanı, bir daire alanını bir kare alanına eşitleme çabasıdır.
Siz bir daireyi hem hiçbir yeri dışarıda kalmayacak hem de hiçbir yerde boşluk bırakmayacak şekilde bir karenin içine yerleştirebilir misiniz? İşte pi sayısı bu sorunu çözmeye yarar. Matematikçiler, bir kare alanı daire alan üzerine birebir örtüştürmek için pi sayısını icat etmişler. Ancak, bugüne kadar, büyüklükleri ne olursa olsun, hiçbir daire hiçbir karenin alanına birebir denk gelmemiştir. Kare içinde az da olsa bir boşluk ya da dışında az da olsa fazlalık olagelmiştir. Hatırlarsanız, sadece üç basamağıyla ezberlettiler bize pi sayısını: 3.14 Bu demektir ki, bir dairenin içinde o dairenin yarıçapının kenarlarıyla oluşturabileceğiniz karelerden 3 tanesini sığdırabilirsiniz ama arada o karenin onda birinden az büyük, yani karenin yüzde 14′ü kadar bir boşluk daha kalır. Bu boşluğu kapattığınızda daire kabaca “karelenmiş”, yani kare cinsinden alanlara taksim edilmiş olur. Böylece bilmemiz istenir ki, bir daire içinde kenarları yarıçapa eşit 3.14 tane kare vardır. Biz böyle öğrendik, çocuklarımıza da hâlâ böyle öğretiliyor.

Ama iş burada bitmiyor. Bir dairenin içinde 3.14 tane kare bulunabileceği hesabı hâlâ daha kaba bir hesaptır. Yarıçapın karesini 3.14′le çarptığımızda da, az da olsa kareyi daireden taşırıyor ya da dairede boşluk bırakıyor olabiliriz. Diyelim ki, çok sıkı bir mühendislik işi yapıyorsunuz, bir dairenin alanını olabildiğince kesin olarak hesaplamanız gerekiyor, daire alanını 3.14 diye bildiğiniz pi sayısı üzerinden hesapladığınızda hesap dışı bıraktığınız boşluk çok önem kazanıyor, işte o zaman 3′ün ardından gelen basamakları daha da çoğaltmanız, daha da inceltmeniz, daha da kesin bir pi’ye ulaşmanız gerekir. Nasıl, 3.14 olan pi sayısını kabaca 3′e yuvarladığınızda yanılgı payınız artıyorsa, aslında 3.14159 diye de yazabileceğiniz pi sayısının 3.14′e yuvarlanmış halini almış olmanız da yanılgı payınızı artırıyordur. Bununla birlikte, 3.14159 sayısı da kareyi daire ile birebir örtüştürmeye yetmez; yine içeride ya da dışarıda boşluklar kalır. Şimdi sıkı durun, bugüne kadar çok özel bilgisayarların marifetiyle de yapılan hesaplamalarla, pi sayısının noktadan sonraki 51 milyarıncı basamağına kadar gelindi. Ancak, 51 milyar basamaklı pi sayısı da kareyi daireye oturtmaya yetmiyor; çok yakınlarda hesaplanması muhtemel 97 milyar basamaklısına göre hayli kaba kalıyor, hesap hatalarına yol açıyor. (Bana inanmakta zorlanıyorsanız, ya www.joyofpi.com adresine gidin ya da TÜBİTAK yayınlarından çıkan Pi Coşkusu adlı kitabı okumayı deneyin-kitapta pi sayısı bir milyonuncu basamağa kadar yazılmış!) Read more »

Kas 7, 2009 - Yazılar    No Comments

Gözlerimin içindeki gülücüksün..

Gözgöze gelindiğinde,gözleri hiç kaçırmadan gözlerinin içinin gülmesi ne

güzel şey..

Arada hiçbir perde olmaksızın,birbirini mutlu eden iki insanın

güzelliğinden bahsediyorum.Tamamen gerçekçi,tamamen duygusal derler

ya;abartmıyorum.Duyguların tamamen saflaştığı bir sevgiden söz

ediyorum.Senelerce birlikte olsalar bile,gözgöze her geldiklerinde ilk

kez görmüşçesine kalbi kuş gibi çırpınan aşıklardan bahsediyorum.Deli

divane,meczup aşıklardan.. Read more »

Eki 2, 2009 - Yazılar    No Comments

Çabuk Sıkılmak

sıkılganBir işe yelteniriz.Faaliyet zevk verir.Bazen de sıkıntı.İlerlemenin,gelişmenin bedeli vardır:külfet ve zahmet.Defalarca denemek zorunda olabiliriz yapacağımız işi.Her denemenin bedeli de içimize dolup taşan sıkıntı hissidir.Sıkıntı hissini düşman belleyenler bunu engel olarak görüp yılgınlığa düşerler.Sorun çabuk sıkılmak değil,sıkıntı hissini yaşamamalıyım diye yapılan işten vazgeçmektir.

Bazen uzun vadeli bir işe koyulup kolları sıvamaya kalktığımızda bazı zevklerimizden fedakârlık etmek zorundayızdır.Üniversite sınavına girecek öğrencilerin daha az film seyretmesi,arkadaşlarıyla daha az buluşup sohbet etmesi gibi.İşe koyulduğumuzda içimiz içimizi yer.İşin başından kalkıp televizyonu açar bir filme takılır,internet başında saatlerce vakit öldürürüz.Çünkü Read more »

Eyl 25, 2009 - Yazılar    5 Comments

Enerji Tasarrufu :P

ampul

Toplum olarak yapmamız gereken en önemli görevlerden birisi de tasarruftur.Geleceğimiz için,kendimiz için tasarruf yapmalıyız.

Annem de malum kriz dolayısıyla elektrikten nasıl tasarrruf edebilirim diye düşünürken bir karar aldı.Ben akşamları odamda bilgisayar başında çalışırken,annem de diğer odada kitap okurken ikimizin de aynı odada işimizi yapabileceğimizi ve böylece bir odanın ampulünü söndürebileceğimizi söyledi.Ben de onayladım,ne de olsa tasarruf yapacağız.

Dün akşam Read more »

Eyl 16, 2009 - Yazılar    No Comments

Hastaneler..

hastane

Yazının başlığı için biraz düşündüm aslında.Ah Şu Hastaneler mi demeliyim bilemedim. Hastanelerin bazen insanları tedavi etmek için değil de hasta etmek için hizmet verdiklerini düşünüyorum-istemeden-.

Yaklaşık 20-25 gün önce özel bir hastaneye göz muayenesi için gittim.Normalde göz muayenesi için fark ücreti almayan hastaneye gittiğimde,sağlık sigortamdaki bir aksaklık nedeniyle sigortamdan yararlanamayıp ücretli muayene olmak zorunda kaldım.Bana daha sonra gelip ücret iademi alabileceğimi söylediler.

Defalarca gitmeme rağmen hep bir aksilik çıktı ve ben ne paramı alabildim ne de doktora kontrole gidebildim. Read more »

Eyl 2, 2009 - Yazılar    No Comments

Oruç, bir kelime-i tevhiddir.

“Lâ” çekeriz varlığa, oruca niyetimizle. “Yok…” deriz her halimizle.

“Kimseden fayda yok.” “Paramızın geçerliliği yok.” “Sahip

olduklarımızdan çare yok.” Bir kuru ekmeği bile geçiremiyoruz

boğazımızdan. Bir yudum suyu değdiremiyoruz dudağımıza.
Dudağımızı dilimizi çekiyoruz tatlardan. Elimizi eteğimizi çekiyoruz

varlıktan. Alıştığımız dayanaklar devriliyor niyetimizin rüzgârında.

Haz sığınaklarımızı sel alıyor susuzluğumuzun yatağında. Acz ve fakrın

yatağında yeniden yoğruluyor ben’imiz. Kibrin tortularını atıyoruz

iftara değin. Billur bir durulmuşlukla varıyoruz Rahman’ın sofrasına.

Çareler çaresizleşiyor. Hazlar tadını yitiriyor. Doymalar aç susuz

kalıyor gün boyu. Etrafımıza bilerek ördüğümüz parmaklıklar kırılıyor.

Cismimizi emen yapışkan kuyulardan kurtuluyoruz. Çıplak kalıyoruz

rahmet yağmurunun altında.
Biz ve eşya arasında bir uçurum açılır. Read more »

Ağu 26, 2009 - Yazılar    1 Comment

Hayra Ermenin Reçetesi

Rabbimiz kitabında bizlere anlayalım diye,size apaçık bir kitap gönderdim diyor.Sıkıldığımızda,elimizden birşey gelmediğinde,yapılacak çok şey varken hiçbirşey bulamadığımızda;birisi bize yol gösterse biz de onu uygulasak,bir yerlerden başlasak diyemesek de içimizden geçiriyoruz çoğu zaman.

Derdi verenden,dermanını istemeyi unutuyoruz.Başlamak,bitirmenin yarısıdır ama nereden başlayacağımızı bilemiyoruz.

Hayır işlemek için yola çıkıyoruz,öyle niyet ediyoruz ama-kısmet bu ya-işleyecek hayır bulamıyoruz,çıkmıyor karşımıza.Yahut biz aramıyoruz. Read more »

Sayfalar:1234567...14»